102. Yıl

Bugün İstiklal Marşının kabulünün 102. yılı. Sanat köşemizde düşünce adamı, edebiyatçı Mehmet Akif Ersoy'u ağırlıyoruz.
İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy
1920 yılının 7 Kasımında Maarif Vekaletinin (Milli Eğitim Bakanlığı) açtığı, 500'er liralık ödül biçilen milli marş güfte ve beste yarışmasında yarışamya gönderilen 700'den fazla şiirle istenilen sonucun elde edilememesi üzerine Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver ve bazı dostları Mehmet Akif Ersoy'a müracaat ettiler. Akif ise para ödülünden dolayı yarışmaya katılmak istemiyor ve teklifleri geri çeviriyordu. En nihayetinde kendisine kazansa da para ödülü verilmeyeceği sözü verildi, böylelikle şiirini yazdı. İstiklal Marşı 1 Mart 1921 tarihinde Büyük Millet Meclisinde 3 defa Hamdullah Suphi Bey tarafından okunmuş ve mebuslar tarafından ayakta alkışlanmıştır. 12 Mart 1921 İstiklal Marşı'nın Meclis tarafından resmen kabul ediliş tarihidir. 500 liralık para ödülünü makbuz karşılığı almak zorunda kalan Mehmet Akif bu parayı dostlarının şahitliğinde, Hilal-i Ahmer (Kızılay) cemiyetinin bir kolu olan Darü'l-Mesai isimli fakir İslam kadın ve çocuklarına iş öğreterek sefaletlerine son vermek amacıyla kurulmuş olan bu müesseseye bağışlamıştır.
.png)
Azimden Sonra Tevekkül
-‘’Allah’a dayanmak mı? Asırlarca dayandık!
Düştükse bu hüsrana, onun narına yandık!
Yetmez mi çocukluktaki efsaneye hürmet?
Hala mı reşid olmadı, hala mı bu ümmet?
Dersen ki: Ufuklarda bir aydınlık uyansın;
Maziye ateş vermeli, baştan başa yansın!
Şaşkınlık olur köhne telakkileri ihya;
Şeyda-yı terakki, koşuyor, baksana dünya.
Elverdi masal dinlediğim bunca zamandır;
-Allah’a değil, taptığın evhama dayandın;
Yandınsa eğer, hakk-ı sarihindi ki yandın (…)
Mefluc ederek azmini bir felc-i iradi,
Yattın, kötürümler gibi, yattın mitemadi!
Madem ki didinmez, edemez, uğraşamazsın;
İksir-i beka içsen, emin ol, yaşamazsın.
Mevcud ise bir hakk-ı hayat ortada, şayed,
Mutlak değil elbette, vazifeyle mukayyed.
Takyid-i İlahi ki: Bila-kayd ona münkad,
Kalbinde cihanlar daraban eyleyen eb’ad.
Lakayd olamazdın, biraz insafın olaydı,
Duydukça bütün sine-i hilkatten o kaydı.
‘’Allah’a dayandım!’’ diye sen çıkma yataktan…
Mana’yı tevekkül bu mudur? Hey gidi nadan!
Ecdadını zannetme , asırlarca uyurdu;
Nerden bulacaktın eldeki yurdu?
Üç kıt’ada, yer yer, kanayan izleri şahid:
Dinlenmedi bir gün o büyük nesl-i mücahid.
Alemde ‘’tevekkül’’ demek olsaydı ‘’atalet’’,
Miras-ı diyanetle yaşar mıydı bu millet?
Çoktan kürenin meş’al-i tevhidi sönerdi;
Kur’an duramaz, nezd-i ilahiye dönerdi.
‘’Dünya koşuyor’’ söz mü? Beraber koşacaktın;
Heyhat, bütün azmi sen arkanda bıraktın!
Madem ki uyandın o medid uykularından,
Bir parçacık olsun, hadi, hiç yoksa, kımıldan.
Ensendekiler ‘’leş’’ diye çiğner seni sonra;
Ba’sin de kalır ta gelecek nefha-i Sur’a!
Çiğner ya, tabii, ne düşünsün de bıraksın?
Bir parça kımıldan, diyorum, mahvolacaksın!
Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz;
Davranmayacak kimse bu meydana atılmaz.
Müstakbeli bul, sen de koşanlarla bir ol da;
Maziyi, fakat yıkmaya kalkışma bu yolda.
Ahlafa döner, korkarım, eslafa hücumu:
Mazisi yıkık milletin atisi olur mu?
Ey yolcu, uyan! Yoksa çıkarsın ki sabaha:
Bir kupkuru çöl var; ne ışık var ne vaha!*
Mehmet Akif Ersoy
(13 Kasım 1919)
Şiirde geçen bazı kelimelerin anlamları
Nar: ateş
Telakki: anlayış, düşünüş
İhya: Canlandırmak, devam ettirmek
Şeyda-yı terakki: ilerleme, yükselme coşkusu
Hakk-ı sarihin: apaçık hakkın
Mefluc: felçli, kımıldamaz
Felc-i iradi: çalışmama isteği, tembellik
Mütemadi: devamlı, sürekli
İksir-i beka: ebedi hayat şerbeti
Hakk-ı hayat: yaşam hakkı
Mukayyet: bağlı
Takyid-i ilahi: Allah’ın koyduğu şart
Münkad: boyun eğmek
Daraban: kale gibi çarpan, vuran
Eb’ad: Uzaklıklar, bütün evren
İnsafın: mantığa dayalı düşünceden
Sine-i hilkat: yaratılışın kalbi, gönlü
Mana’yı tevekkül: tevekkülün anlamı
Nadan: bilgisiz, cahil
Üç kıt’a: Asya, Avrupa ve Afrika
Nesl-i mücahid: kahramanlar, gayretli nesil
Atalet: tembellik
Miras-ı diyanet: dine bağlı olarak
Nezd-i ilahi: Allah’ın huzuru
Heyhat: ne yazık ki
Medid: Uzun, derin
Nefha-i sur’a: kıyamet günü sura üfürülmesi
Müstakbel: gelecek
Ahlaf: gelecek nesiller
Eslaf: geçmiş nesiller
* Ersoy, Mehmet Akif, Safahat, Karanfil Yayınları, İstanbul, 2017, s.12, 13, 568, 569, 570.
