Minik Zihinlere Büyük Travmalar
Bir yakınıma ait whatsapp veli grubunda velilerin kendi aralarında yazışmalarına şahit oldum. Daha doğrusu şahit olmam istendi.
Velilerden biri çocuğuna özel bir televizyon kanalında yayınlanan psikoloji temalı bir dizi izletiyormuş.
Bu arada çocuğun yaşı:7
Bu diziyi seyrettirmesinin nedenini ise ''Çocuğuma hayatın gerçeklerini öğretiyorum.'' şeklinde açıklıyordu.
İster istemez bu dizinin nasıl olduğunu anlamak için kanalı açtım ve seyretmeye başladım.
Dizide psikolog tarafından terapi alan genç kızın başından geçenler aktarılıyordu.
Bir ara dizide kızın geçmişine yolculuk yapıldı.
Kızın annesi kontrolünü kaybetmiş, olduğu yerde bağıran, aynanın karşısında kendini tokatlayan, saçını yolan ve bununla da yetinmeyip banyoya elinde bıçakla giren ve tavana astığı iple intihara kalkışan anneydi!
Veli grubunda çocuğuna hayatın gerçeklerini öğretmeye çalışan(!) anne işte bu görüntüleri izletiyordu çocuğuna.
Düzeltmek isterim. 7 yaşındaki çocuğuna.
İlkokul 1. sınıf çocuğuna bu yolla hayatın gerçeklerini öğretiyormuş!
Sınıf öğretmenliği ve çocuk gelişimi alanında aldığım eğitimler beni yanıltmıyorsa bu çocuk gördüğü görüntüler, duyduğu sesler karşısında ekrana maruz kalma süresine bağlı olarak adım adım travmaya sokuluyordu.
Hayatın gerçekleri elbette öğretilmelidir ancak çocuğun gelişimine uygun olarak öğretilmelidir.
Hayat zıtlıklar üzerine kuruludur. Temelinde iyilikle kötülüğün mücadelesi üzerine kurulu bir hayat...
Çocukların hayatın gerçeklerini anlamaları için öncelikle problemi kavramları ve anlamlandırmaları gerekir çünkü çevresinde göreceği olumsuz her olay temelinde çözüme kavuşamamış problemleri barındırır. Çocukların problem kavrama ve çözme becerilerinin gelişmesi için de zihinsel hazırbulunuşluklarının olması gerekir.
Çocuk problem çözme becerisini çevresinde yaptığı gözlemlerle edinmeye başlar. Bu gözlem öncelikle ailesinin hemen yanı başonda başlar. Ebeveynler aile sohbetlerinde gün içerisinde yaşadıkları problem durumlarını paylaşır ve hatta paylaşmakla kalmayıp bu problemleri nasıl çözdüklerini aktarırlarsa bu durum çocuğa problemi kavrama ve çözümün neliği hakkında bilgi verecektir. Bu sohbetlerin bir gün değil uzun bir zaman dilimine yayılarak devam etmesi durumunda çocukta problem çözme, olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kurma gibi soyut yetiler gelişecektir.
Bu sohbetler esnasında anlatılan birbirinden farklı olaylar ve bu olaylarda geçen bireylerin davranışları en yalın haliyle aktarıldıkça çocukta sosyal hayatı paylaşacağı insanlar ve davranışları hakkında detaylı izlenim oluşacaktır.
Çocuklar genellikle beş (5) yaş civarında anasınıfına/anaokuluna giderler ve aileleri dışında sosyal hayatta daha çok zaman geçireceği ortama adım atmış olurlar. Anasınıfını/anaokulunu ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite hayatı takip eder.
Bu süreç içerisinde gözlem yapmak için sayısız örnek olur etraflarında. Biribirinden farklı hikayeleri olan insanlar tanırlar. Tüm bu tanışmalar onlara hayatın gerçekleri hakkında bilgi verir.
İnsanların yanında hayatın diğer gerçeklerini de tanıma fırsatı olur çocukların.
Mesela ölüm gibi bir gerçekle tanışır çocuk. Bu tanışma bazen en yakınında gösterir kendini, mezarlıkta gösterir, camilerden duyduğu selanın sesiyle gösterir, bazen televizyonda gördüğü bir haberde.
Ancak ölüm gibi bir gerçek bile çocuğa aktarılırken yukarıda kendisinden bahsettiğim veli gibi kendini ipe asıp sallandıran bir kişinin görüntülerini izleterek anlatılmaz.
7 yaşında bir çocuğa ölüm anlatılırken ölen kişinin ölüm sebebi üzerinden açıklama yapılır mesela. Ölümle ilgili görüntüler izletilmez, detaylı konuşmalar yapılmaz. Yüzeysel ve sebebe odaklanarak anlatım yapılır. (bkz. Çocuklara Ölüm Nasıl Anlatılır?)
Yaşam, ölüm, mutluluk ve mutsuzluk vd. kavramlar adım adım somuttan soyuta bir anlatım yoluyla aktarılır.
Yaşamda karşılaştığı zorlukları nasıl anlamlandıracağını gözleyerek ve yaşantılarıyla öğrenir çocuk.
Sağlıklı ve dirençli bir kişilik oluşumunda çocuğun ailesini, akrabalarını gözlemleyerek başlattığı yolculuk çevre sistemindeki genişlemelerle (mikrosistemden makrosisteme sosyalleşme yolculuğu) devam eder.
Sürecin sonunda olayları ne? niçin? neden? sorularıyla analiz edebilecek bir birey karşımıza çıkar.
Minik bedenlere ve gelişmeye muhtaç zihinlerde ağır travma oluşturacak dizilerlerle hayatın gerçeklerini anlatamazsınız.
Bir kere daha anlaşılmaktadır ki okullarda aile eğitimi çalışmaları daha da yoğunlaştırılmalı ve televizyonlarda ruh sağlığı bozulmuş insanlar da hesaba katılarak eğitici yayınların sayısı artırılmalıdır.
Aksini düşünmek istemiyorum.
